ATATÜRK ve TIBBİYELİ HİKMET ÜSTÜNE

04.04.2025 - Cuma 19:16

ATATÜRK ve TIBBİYELİ HİKMET ÜSTÜNE

Güzel ülkemde modern ve akademik tıp eğitimi 14 Mart 1827 yılında başlar.

Öğrencilere tıp eğitimi verilmekle beraber, milli ve evrensel değerler üzerinde ciddi programlar uygulanır.

Yetiştirilen doktor adayları, mutlaka yurt içi ve yurt dışı uzmanlık eğitimi alıyorlardı. Çokça yabancı profesör de görevliydi. Tokatlı uzmanlık öğrencisi Ali Rıza Atasoy’un cildiye hocaları Alman Rider ve Dayke idi. Sonraki yıllarda o öğrencilerden biri de; Tıbbiyeli Hikmet diye nam salan Dr.Hikmet Boran idi.

1901 yılında Balıkesir Savaştepe Nahiyesi'nde doğar Hikmet. Babası posta telgraf memuru Hakkı Bey’dir. O dönemde posta memurları aynı zamanda “Teşkilat-ı Mahsusa“ - Bugünkü MİT- üyesi olarak milli mücadelenin isimsiz kahramanlarıdır. Ölümlerine türküler ağıtlar yakılmıştır.

Kara günler… İstanbul işgal altında… Özellikle Mekteb-i Tıbbiye büyük baskı altındadır…

Bayrak asmak afiş ve bildiri dağıtmak kesinlikle yasaktır.

Hikmet Bey bu şartlarda tıbbiyeye girer. Çok başarılı öğrencilerdir. Ama ülke işgal altındadır. Akşamları çok dar gruplar halinde toplantılar yaparak kararlaştırdıkları faaliyetleri uygulamaya koyarlar.

Önce halkı bilgilendirecek toplantılar, afiş asma ve bildiri dağıtma gibi görev dağılımı yaparlar. Hikmet Bey arkadaşlarıyla 14 Mart’ta Tıbbiyenin kulelerinin arasına dev Türk Bayrağı asarlar. Çılgına dönen İngilizler baskıyı daha da artırırlar.

Arkadaşlarıyla yaptıkları toplantıda milli mücadeleyi, Anadolu’da da yürütme kararı alırlar, Tıbbiyeyi temsilen delege olarak Sivas Kongresi’ne 3 sınıf öğrencisi Hikmet Bey’i delege olarak seçerler. Harçlıklarından verdikleri para ve hazırladıkları görev belgesiyle Hikmet Bey Sivas’a gelir.

Sivas’ta özellikle işgal kuvvetleri görevlisi Brunot ve arkadaşlarının ağır baskısı hissedilmektedir.

Ayrıca kongreye katılan delegelerde, Amerikan mandacılığı fikri kulislere ve gruplara yansır. İstanbul delegesi İsmail Fazıl Paşa’nın başını çektiği delegelerin konuşmalarına bir genç, heyecanla ve gururla müdahale eder. Bu genç Tıbbiyeli Hikmet’tir. Kürsüye çıkar: “Paşam, delegesi bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya, istiklal davamızı kazanmak yolunda ki mesaiye katılmak üzere gönderdiler. Mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecekler varsa, bunları her kim olursa olsun şiddetle ret ediyoruz. Atatürk’e dönerek; Farz-ı muhal manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de ret eder ve Mustafa Kemal “vatan kurtarıcısı” değil, “vatan batırıcısı” olarak adlandırır ve tel’in ederiz” diye bağırır.

Ulu Önder çok duygulanır. Mutlu bir şekilde: “Arkadaşlar! Gençliğe bakın. Türk milli bünyesinde ki asil kanın ifadesine dikkat edin. Hikmet Bey’e dönerek; evlat müsterih ol. Gençlikle iftihar ediyor ve gençliğe güveniyorum. Biz azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez. YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM!“

Hikmet Bey yerinden fırlar “Kemal Paşam“ diyerek elini öper. Mustafa Kemal’de tıbbiye üniformasıyla kongreye katılan Hikmet Bey’i alnından öper ve: “Gençler, vatanın bütün ümit ve istikbali size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır” der…

Kongre süresince Hikmet Bey hep yanındadır.

Hikmet Bey kongreden sonra okula dönmez. Cepheye gider ve Eskişehir Askeri Hastahanesi’nde çok yararlı hizmetlerde bulunur… İzmir’i kurtaran birliğin en önündedir…

Sınıf arkadaşı Tokatlı Abdullah Mazhar’da Amasya Askeri Hastahanesi’nde Rum-Pontus çetelerinin yaraladığı asker ve sivillerin tedavilerinde üstün başarılar gösterir.

Her ikisi de savaştan sonra tıbbiyeyi bitirirler. Dr.Hikmet Bey cerrahi uzmanı olur. Anadolu’nun bir çok yerinde başhekim olarak görev alır. Hiçbir zaman madalya, taltif ve övgü istemez.

Gazi Mustafa Kemal, Gazi Dr. Hikmet Boran’ı hiç unutmaz. Çankaya’da bir toplantıya katılımının sağlanması için emir verir. Kendilerine yanlış bilgi olarak “vefat etmiş”denir. Bu habere çok üzülür ve toplantıdan kalkar...

1940 yılında gönüllü olarak Sarıkamış Askeri Hastahanesi’ne, Tabib Yarbay ve Başhekim olarak gider. Vereme yakalanır. Bir yıllık tedaviye cevap vermez ve 1945 yılında şehit olur. Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilir. Ruhu şad olsun…

Geriye ünlü bir evlat bırakarak … Orhan Boran… (1928-2005)

Türkçenin, Türk mizahının, sinemanın ve sahnenin büyük üstadı… Ruhu şad olsun…

İzmir. 4 Eylül 2021 … İzmir Büyükşehir Belediyesi Dr. Hikmet Boran Anıtı açılış töreni… Anıtın bayrağını kaldıran torunu Doç. Dr. Hikmet Boran… Duygulu… Gururlu…  Selam olsun…

Asırlar içerisinde… Tıbbiyelerden Tokatlı Prof. Dr. Ali Rıza Atasoy, Tokatlı Dr. Abddullah Mazhar Atalay, Dr. Behçet Uz, Dr.Mazhar Osman, Prof. Dr. Alaaddin Yavaşça, Prof. Dr. Ayhan Songar, Prof. Dr. Gazi Yaşargil, Prof. Dr Aziz Sancar ve Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu gibi nice üstatlar yetişti… Aramızdan ayrılanları rahmetle, Atatürk Türkiyesi’ne hizmete devam edenleri saygıyla anıyorum…

“Beni Türk Hekimlerine emanet ediniz.” diyen ulu Önder Mareşal Mustafa Kemal Paşa’nın ruhunu şad ederek, O’nun ilke ve inkılaplarının gölgesinde yaşamak ne güzel…

“Ne mutlu Türk’üm diyene” ruhuyla Tıbbiyeli Hikmet’leri örnek alarak; güzel ülkeme hizmet etmek ne güzel…

NE GÜZEL
NE GÜZEL …

Cafer Akın