Arkeolog ve sanat tarihçisi Ekrem Anaç'dan, "Gıj Gıj Baba'nın hikayesi"

10.10.2025 - Cuma 01:10

Arkeolog ve Sanat Tarihçisi Ekrem Anaç, "Büyük veli olarak bilinen Hasan Dede vefat edince adıyla anılan tepeye defnedilmiş" dedi

Tokat il merkezinde, Gıj Gıj Baba Tepesi'nde yer alan türbenin inşa tarihi tam olarak bilinmemektedir. Türbenin yakın çevresinde, mezarla bağlantılı olabilecek bazı temel kalıntıları görülebilir. Mevcut haliyle kubbeyle örtülü ve baldaken tarzında inşa edilmiş olan türbe, güneydoğu ve güneybatı köşelerindeki eski duvar dokusuyla dikkat çekmektedir. Türbenin sandukası ise betonarme malzemeden yapılmıştır. Tokat şehir merkezine hakim bir tepeye yüzyıllar önce defin edilen ve adına türbe yapılan ‘Gıj Gıj Baba’, hala gizemini koruyor. Malazgirt Savaşı'ndan önce Horasan’dan Tokat’a yerleşen ve asıl adı Hasan olan ‘Gıj Gıj Baba’, ismi ve mezarıyla dikkat çekiyor. Türbenin inşa tarihi kesin olarak bilinmese de, birkaç yıl önce restorasyonu yapılmıştır. Şehre hakim bir noktada bulunan Gıj Gıj Tepesi'ne otomobille ulaşıp birkaç kilometre yürüdükten sonra türbeye varılabiliyor. Arkeolog ve Sanat Tarihçisi Ekrem Anaç, büyük veli olarak bilinen Hasan Dede’nin vefat edince adıyla anılan tepeye defnedildiğini belirtti.

Tarihi ve Efsaneleriyle Gıj Gıj Baba Ekrem Anaç, türbenin gizemini koruduğunu vurgulayarak, "Kaynaklarımızda fazla bir malumat yok ama internette şöyle bir bilgi dolaşıyor: ‘Malazgirt'ten önce Anadolu'nun İslamlaşması ve Türkleşmesi için Yesevi dervişi olarak Anadolu’ya gelmiştir.’ Ancak bu anlatımda bir sorun var. Çünkü Hasan Dede’nin doğumu 1093 yılına, yani Malazgirt Savaşı'ndan sonraya denk geliyor. Gıj Gıj Hasan Baba ile ilgili çeşitli rivayetler var. Görkemli bir insan olduğu ve yürürken ayakkabılarından 'Gıj Gıj' diye ses geldiği söyleniyor. Bunun dışında çok geniş bir malumat bulunmuyor. O tepenin arkasında Hasan Baba adlı bir tepe daha var. Muhtemelen onun ismine atfen kurulmuş bir köy olduğu yönünde rivayetler var” dedi.

Ziyaretçi Akınına Uğruyor Anaç, türbeyle ilgili Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde bazı bilgilere rastlandığını belirterek, "Evliya Çelebi burada bir zaviye olduğunu söylüyor. 4 fakir bu zaviyede kalıyor. Yani orada bir dergah varmış. Evliya Çelebi’nin Anadolu’ya seyahati 1630 yılında. 17. yüzyılın başında burada bir türbe ve zaviye varmış. Hem Sünni hem de Alevi kardeşlerimizin çokça ziyaret ettiği bir türbe burası” diye konuştu.

Büyük Zatlar Tepelere Gömülmek İsterlermiş Anaç, türbenin tepeye yapılmasının anlamına dikkat çekerek, "Bu tür büyük zatlar tepelere gömülmek isterlermiş. Hangi şehre giderseniz gidin o şehrin en yüksek tepesinde bir veli, evliya mezarı olduğunu görürsünüz. Bu nasıl bir metafizik, dünyada nasıl bir karşılığı var bilmem ama böyle bir gelenek, yaklaşım her yerde var. Yozgat’ta, Ankara’da da böyle bir gelenek var. Bunun motivasyonu nedir hangi sebepten dolayı yapılıyorlar bu konuda bilgi sahibi değilim” ifadelerini kullandı.