Salı Sohbetleri'nin bu haftaki konuğu "Hüseyin Kır"
YSK, 31 Mart 2024 Mahalli İdari Seçimleri’nin iptaline yönelik yapılan itirazı reddetti

CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, 2025–2026 dönemine ilişkin dünya et projeksiyonlarını değerlendirerek, Türkiye’nin et ve canlı hayvan ithalatına dayalı politikasının “duvara dayanmak üzere” olduğu uyarısında bulundu
Küresel sığır sürüsü ve buzağı varlığındaki eşzamanlı düşüşe dikkat çeken Durmaz, “Paramız olsa bile ithal edecek hayvan bulamayacağımız bir döneme hızla yaklaşıyoruz” ifadesini kullandı.
ETİN FİYATINI DEĞİL, BULUNUP BULUNAMAYACAĞINI KONUŞACAĞIMIZ BİR DÖNEME GİRİYORUZ Dünya sığır eti piyasasına ilişkin son projeksiyonların, sadece fiyat artışı değil arz daralması riskini de ortaya koyduğunu vurgulayan Durmaz, şunları söyledi, “Bugüne kadar ‘Et niye bu kadar pahalı?’ diye sorduk. Çok yakında ‘Et bulabiliyor muyuz?’ sorusunu sormaya başlayacağız. Çünkü artık sadece pahalı et dönemini değil, raflarda et bulmanın zorlaştığı bir dönemi konuşuyoruz” Verilere göre, 2026 yılında küresel sığır eti üretiminin 61 milyon tondan 60 milyon tona gerilemesinin beklendiğini hatırlatan Durmaz, tüketim tarafında da yaklaşık yüzde 1,12’lik bir düşüş öngörüldüğünü belirtti.
KÜRESEL SÜRÜ VE BUZAĞI SAYISI ERİYOR Durmaz, küresel sürüdeki küçülmenin ciddiyetini şu verilerle ortaya koydu, Toplam sığır varlığının, 2023’teki yaklaşık 944 milyon baştan, yüzde 4,3 düşerek 903 milyon başa gerileyeceği; 2022’de 290 milyon baş olan buzağı sayısının, yüzde 4,35 azalarak 277,7 milyon başa ineceği öngörülüyor. Durmaz, bu tabloyu şöyle yorumladı, “Hem mevcut hayvan varlığı hem de geleceğin sürüsünü oluşturacak buzağı sayısı aynı anda azalıyor. Bu; kısa vadede arz daralması, orta vadede derinleşen bir et krizi demek. Yani dünyada etin hem miktarı azalıyor hem de ticareti daralıyor” Küresel sığır eti ihracatında 2025’e göre yüzde 1, son beş yıla göre ise yüzde 19’luk düşüş beklendiğini, ithalat talebindeki artışın ise sadece 100 bin tonla sınırlı kalacağını ifade eden Durmaz, “Parası olanın değil, malı olanın güçlü olacağı bir döneme giriyoruz” dedi.
TÜRKİYE’NİN DAYANDIĞI KAPILAR BİRER BİRER DARALIYOR Türkiye’nin canlı hayvan ve et ithalatında yıllardır birkaç ülkeye yaslanarak günü kurtarmaya çalıştığını hatırlatan Durmaz, bu ülkelerdeki gelişmeleri şöyle özetledi: BREZİLYA: EN BÜYÜK RİSK “Türkiye’nin yıllardır en fazla besilik hayvan temin ettiği ülkelerden biri Brezilya. 2026’da üretimin yüzde 5 düşmesi bekleniyor. Sürü büyüklüğünde de 2025’e göre yüzde 4,36, 2023’e göre yüzde 8,3 azalma var. Yani paramız olsa bile eskisi kadar hayvan bulamayacağız; bulduğumuzu da küresel fiyatların çok üzerinde almak zorunda kalacağız”
URUGUAY: İSTİKRARLI AMA KÜÇÜK “Uruguay’da son beş yılda hayvan varlığı ve üretim görece istikrarlı. Ancak hem üretim hem ihracat kapasitesi sınırlı. Türkiye gibi büyük bir talebi taşıyacak yapıda değil. Bu ülkeye bel bağlayarak piyasayı dengeleme hesabı gerçekçi değil.
MEKSİKA: HASTALIK GÖLGESİNDE FIRSAT VE RİSK Durmaz, 2025’te görülen NWS hastalığı nedeniyle Meksika’da ihracatın sınırlanması sonucu iç piyasadaki hayvan arz kapasitesinin yüzde 5 arttığını hatırlatarak, şunları kaydetti “Kâğıt üzerinde bir fırsat gibi gözüken bu tablo, ciddi bir hastalık riski de taşıyor. Canlı hayvan ithalatında çok sıkı hastalık takibi gerektiriyor. Buna karşılık, karkas et tarafında Meksika’nın 2026’da yüzde 26’ya varan ihracat artışı öngörülüyor. Bu ülkenin özellikle karkas et ticareti açısından yakından takip edilmesi gerekiyor”
ARJANTİN: TİCARET SAVAŞLARININ ORTASINDA ABD ithalatında Meksika’nın boşluğunu önemli ölçüde Arjantin’in doldurduğuna dikkat çeken Durmaz, “Arjantin önümüzdeki dönemde küresel ticaret savaşlarının tam ortasında olacak. Bu da Türkiye açısından uzun vadeli, güvenli ve öngörülebilir bir tedarik ilişkisi kurmayı zorlaştırıyor” değerlendirmesinde bulundu.
AVUSTRALYA: EN GÜÇLÜ BÜYÜYEN ÜRETİCİ AMA TEK ÇIKIŞ DEĞİL Durmaz, dünya et piyasasında en güçlü büyümeyi gösteren ülkenin Avustralya olduğuna dikkat çekerek şu verileri paylaştı, 2021’e göre sürü büyüklüğü yüzde 19 artarak 27,4 milyon başa, Sığır eti üretimi ise yüzde 51 artarak 2,9 milyon ton seviyesine çıkıyor. “Avustralya hem canlı hayvan hem et tedariki açısından uzun vadede güvenilir adreslerden biri olarak öne çıkıyor. Ancak Türk piyasasını tek bir ülkeye bağlamak, bugün yaşadığımız kırılganlığı geleceğe taşımak demek. Üstelik tüm dünya aynı kapıya yönelince, fiyatlar daha da artacak”
İTHALATA DAYALI ET POLİTİKASI ÇÖKMEK ÜZERE Durmaz, küresel tabloya rağmen Türkiye’de et sorununa hâlâ ithalat merkezli, günü kurtaran çözümlerle yaklaşılmasını sert sözlerle eleştirdi, “Küresel sürü küçülüyor, et üretimi düşüyor, ihracat daralıyor, ticaret savaşları derinleşiyor, ana tedarikçi ülkeler kapasite kaybediyor. Biz hâlâ ‘Gerekirse ithal ederiz’ kolaycılığındayız. Bu anlayış, duvara dayanmış durumdadır. Yakında vatandaşımız sadece etin fiyatından değil, etin bulunup bulunmadığından şikâyet edecek”
DURMAZ’DAN YOL HARİTASI ÖNERİSİ: “ULUSAL SÜRÜ PROGRAMI ŞART” Durmaz, Türkiye’nin et ve hayvancılık politikasının köklü biçimde değişmesi gerektiğini belirterek şu önerileri sıraladı: Ulusal Sürü Programı “Anaç hayvan varlığını artıran, küçük ve orta ölçekli üreticiyi koruyan, beş–on yıllık perspektife sahip ulusal bir sürü programına ihtiyaç var. Bu, günlük değil, devlet politikası olmalı” İthalata Bağımlılığı Azaltan Strateji "İhtiyaç olunca ithal ederiz’ mantığı bitmiştir. Çünkü ihtiyaç duyduğumuzda, ithal edecek hayvanı bulamama riskimiz var. Karşımızda daralan bir küresel piyasa var” Piyasayı İzleyen Bağımsız Kurumsal Yapılar “Dünyadaki et, yem, sürü ve ticaret verilerini anlık takip edecek, iç piyasaya zamanında müdahale edebilecek, siyasi iklimden bağımsız kurumsal yapıların kurulması gerekiyor” Üreticiyi Ayakta Tutacak Destekler “Girdi maliyetleri altında ezilen üreticiyi, basın toplantılarıyla değil; planlı destek, adil fiyat ve uzun vadeli finansman modelleriyle korumamız gerekiyor. Üreticiyi ayakta tutmadan ne tüketiciyi koruyabilirsiniz ne de piyasayı dengeleyebilirsiniz”
Durmaz, et ve hayvancılık politikasının yalnızca ithalat ve kesimhane ölçeğinde değil, mera ve orman köyleri politikalarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi,
“Bunun yanında mera politikasının ve ORKÖY politikasının da baştan sona gözden geçirilip uzun vadeli stratejilerle planlanması gerekiyor. Mera potansiyelimizi gerçekten üretime kazandıracak, orman köylerinin ekonomik ve sosyal gücünü artıracak, yetiştiricinin sosyal durumuna doğrudan katkı sağlayacak politikalara ihtiyaç var. Mera ıslahını, ot verimini, yayla düzenini, orman köylüsünün gelirini aynı paketin içinde düşünmezsek ne et krizini yönetebiliriz ne de köyde hayvancılığı ayakta tutabiliriz”
Açıklamasını: “Eğer küresel piyasayı doğru okuyamaz, zamanında doğru kurumsal adımları atamazsak, yakın gelecekte ‘Paramız da var ama alacak et bulamıyoruz’ cümlesi bu ülkenin gerçeği hâline gelir. Bu cümleyi kurmamak için bugünden, cesurca harekete geçmeliyiz” sözleriyle tamamlayan CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, iktidarı ithalata bağımlı politikaları terk ederek yerli üretimi güçlendirmeye çağırdı.
Haber: Yakup ORAKÇI