Başkan Ceylan, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne yönelik eleştiriler büyük ölçüde azaldı”

09.03.2026 - Pazartesi 03:43

Tokat Haber'i ziyaret eden Memur Sen Tokat İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Tokat 1 Nolu Şube Başkanı Şaban Ceylan, Tokat Haber temsilcilerinden Kemal Özdilek ile bir sohbet gerçekleştirdi. Ceylan, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli başta olmak üzere eğitim camiasını yakından ilgilendiren bazı konularda değerlendirmelerde bulundu. 

Eğitim Bir Sen Tokat 1 Nolu Şube Başkanı Şaban Ceylan, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne yönelik eleştirilerin azaldığını belirterek öğretmenlerin değersizleştirilmemesi gerektiğini vurguladı. Kaynak kitap yasağı, soruşturmalar ve velilerle yaşanan sorunlara dikkat çekti.

Maarif Modeline yönelik eleştiriler azaldı Memur Sen Tokat İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Tokat 1 Nolu Şube Başkanı Şaban Ceylan, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile ilgili toplumsal eleştirilerin ciddi manada azaldığını belirterek “Çalışma ortamlarımızda iş arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz, eğitimcilerimiz bu konuyla artık bilgilenmiş oldular. Bakanlık ilk günlerde biraz eksik ve sıkıştırılmış bir zaman diliminde bu işi yapamadığı için biraz tedirginlikler oluşmuştu. Şu an yaklaşık bir buçuk yıl oldu. Sistem gayet güzel çalışıyor. Sistemin güzel çalışması her şeyin güzel olduğu anlamında değil. Sistem kendini yenileyebilen bir sistem. Kendi içerisinde eleştirilerini her branş kademesinde okul kademesinde ayrı ayrı alıyorlar ve bununla ilgili düzenlemeler tertipli bir şekilde yürüyor. Bunun işte hangi alanda, kim ne eleştiri yapması gerekiyorsa tüm paydaşları olarak müfredatın herkesin açıkça cümleler kurduğu bir zamandayız. Böyle bir sistemsel değişikliği ciddi manada ihtiyacımız vardı. Eğitime dair yapılmış bütün değerlendirmeler geçmişte kendi içerisinde bizi bu noktaya taşıdı” dedi.

“Maarif modeli bilgiyi, beceriyi ve değeri birleştiriyor” Velilerin bu konuda ‘eskiden çocuğum günde beş yüz tane soru çözüyordu. On saat kitap okuyordu. Şimdi bakıyorum bu çocuklar evde bomboş oturuyorlar’ tarzında endişelerinin yanlış olduğunu belirten Şaban Ceylan, Maarif Modelin çocukları hayata hazırladığını ifade etti. Ceylan, “Yani bu sistemin bütün boyutunu da zaten yerleştirmiş. Bilgi, beceriyi, değeri, eylemi bir bütünleştirmiş. Bunların hepsini birbirinden ayrılmaz bir parça olarak görmüş. Yani ne kadar bilgin var Ne kadar olursa olsun, bunu bir değerle, bir beceriye çeviremiyorsan, eyleme çeviremiyorsan, boş bir bilgidir. Ya da değerli olan her şeyin muhafaza edilebilmesi, toplumsal gelecek içermesi, toplumlar için gelecek içermesi, ancak bu süreçlerin ele alınmasıyla olabilecekti. Yoksa bir insan sürekli ezbercilik yöntemleriyle, test yöntemleriyle bir yere gidemiyor” diye konuştu.

Sınav sistemi belirsizliği velileri endişelendiriyor Şuan 5-6. sınıf ve 9-10. sınıf öğrencilerinin Maarif modelle yetiştiğini, 11- 12. Sınıfın ise eski sisteme tabi olduğunu hatırlatan Ceylan “Burada bir eksiklik şu an daha doğrusu tam tanımlanmadığı için bence eksiklik diye söylüyorum. Şimdi 5-6. sınıf var ve 9-10. sınıf öğrencilerimiz Marif'le yetişiyor. 11-12'de 12. sınıfa geldikleri zaman bunlar ne olacak yani? Nasıl bir sınav sistemine muhatap olacaklar? O sorunun cevabı net değil şu an. Şöyle de olabilir, böyle de olabilir diyebiliyoruz fakat burada endişe velilerde. Ya bu sistemi bunca zamandır inşa ederler. Ne olacak? Sanki 12. sınıfa geldiği zaman çocuklarımız ortada mı kalacak? Yani bu kadarcık da düşünecekler yani. Sonuçta benim de önerim var, senin de bir önerin var. Ama bakanlık bunu belirgin bir hale henüz getirmedi. Bu aileler üzerinde bir endişeye, acaba ilk kurban benim çocuğum mu olacak? Türünden bir noktaya taşıyor. Bu öğretmenlerimiz şu an çalışıyorlar ya öğretmenler, 9-10'da. Öğretmen arkadaş da gideceği son noktayı görmeyince bu işle alakalı bir takım endişeleri oluşuyor. Orayı bir görmesi lazım” dedi. Şaban Ceylan “Onun için hem öğretmenimizin moralini, motivasyonunu düzgün yürüten idareciye ihtiyacımız var. Hem idarecimizin moralini düzgün tutan bakanlık üst iradesine ihtiyaç var. Hem de bütün bunların hepsine olumlu destek sağlayacak değerli yaklaşımlarda velilere ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.

“Öğretmenlerimiz Değersizleştirilmemeli” "Burada ikinci bir konu; Hakarete uğrayan, değersizleştirilen öğretmenler, eğitim ortamları, toplumun bir takım böyle sapkın kimlikleri vardır toplumsal manada. Çocuklarımız arasında nasıl akran zorbalığı gibi tanımlanabiliyorsa, veri öğretmen ilişkisinde de bunun bir boyutu var. Seviyeyi düşüren tipler oluyor. Bunların kim olduğunu değişik örnekle verebiliriz. Öğretmenimizi dövebiliyor, hakaret edebiliyor. Öğrencimizi dövebiliyor. Bu bir hastalık aslında. Bu hastalığın bir zehir saçtığını görüyoruz. Bu toplumda, eğitim camiasında önemli bir tepkiye sebep oluyor. Ne oluyor biliyor musunuz? Bu çocuklar bizim için en kıymetli şey. Eğitimciler için. Bu çocukların hiçbir tanesinden tek bir şikayetimiz yok bizim. Sonuna kadar yaramaz olsun, saçını çeksin, okulda bir şeyi kırsın, döksün. Bundan şikayetimiz yok. Kendi kendimize biz onu telafi ederiz. Onun bozduğunu yeri yaparız. Ama o çocuk ta bu işi velisi üzerinden başka türlü noktalara taşıdığı zaman bu olayın artık çözüm olmuyor. Velinin ölçülü yaklaşması zaten bizim işimize yarar. Çok ciddi manada yarar. Fakat bu soruşturmalık noktalara, farklı noktalara taşındığı zaman öğretmen de yılıyor, İdarecisi de yılıyor. Farklı bir boyutta taşınıyor olaylar. Zaten binlerce çocuk emanetinde onların. Sen şimdi bu kadar işin emanet ettiğini öğretmenler artık böyle bir sık boğaz yapıldığını görünce, Milli eğitim hemen bir soruşturma açıyor. Valilik bir soruşturma açıyor. Savcılık başka bir şey üzerinden soruşturma açıyor. Şimdi neden? Yani boş şikayetler yüzünden. ‘Vatandaşın söylediği kayıtsız şartsız doğrudur'dan başlayan bir şey. Soruşturma süreci. Burada veliye tedbir alınması konusunu öne çıkartmış olduk. Dengesiz davranışlara. İkincisi devletin bizzat memuruna sahip çıkma kabiliyeti zayıf. Şu an en kolay zarar görecek olan kişi memur” dedi.

Veli ile öğretmen arasındaki bu tarz problemlerin bir ağabeylik vasfıyla veya arabulucu mantığıyla yüzde 90 oranında çözülebileceğine inandığını belirten Şaban Ceylan, bu yaklaşımın önemli olduğunu ifade etti. Şaban Ceylan açıklamasına şöyle devam etti: “Öğretmen bu alanda yıpratıldığı zaman daha bana ne diyor artık? Bana ne diyor? Ama ben buraya talibim. Bunu (vicdan) kaybedersek hiçbir yere gidemeyiz. Burayı bozan siyasetse lanet olsun. Bürokrasi ise lanet olsun. Çocuğun eğitimine yansıtılan noktada. Şuculuk buculuk hep lanet olsun. Ama bura düşmemeli. O velinin aslında bir çocuğunun belki de bir elbette yalandan yanlıştan haklı olduğu bir konudan dolayı bile ortaya koyduğu şikayet o okuldaki yüz tane, doksan tane, elli tane öğretmeni, öğrencinin hayatını öğretmeninin bakışını, öğrenciye bakışını değiştiriyor”

Kaynak kitap ve deneme sınavı tartışması Son dönemde Milli Eğitim Bakanlığı talimatıyla kaynak kitap kullandırma noktasında engellemeler olduğunu belirten Şaban Ceylan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ciddi manada engelleme var. Çünkü diyor ki Maarif modelini tanıtan sistem diyor ki burada kaynak kitap diye bir şey yok diyor. Burada bütün kaynakları ben oluşturmuşum diyor. Dijital sistemi oluşturmuş, müthiş bir sistem oluşturmuş ve haklı. Bunlar ortadayken ayrıca bir kaynak kitaba ihtiyaç yok diyor. Çok haklı. Ama demiş ki yani hani iki sistem beraber çalışıyor ya şu an. Bu tarafta da 11-12 eski sistemle devam ediyor. 11-12'deki öğrencilerimiz eski sisteme tabiler yani. Onlar bildiğimiz LGS sınavına girecek, YKS sınavına girecek. Onların hedefleri hep aynı. Onlarla ilgili söylenebilecek hiçbir değişiklik şu an yok. Eski sistem. Neyse aynı devam edecek. Şimdi bakın burada Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaptığı yanlışlardan bir tanesi bunu İl Milliyet Müdürlüğü'müz de yanlış yürütüyor. 11-12 sınıflardaki çocukların sınav sistemi belli. O sisteme göre çocuklar hazırlanıyorlar. Öğretmenler de aynı motivasyonu devam ettirmek zorundalar. Tamam Maarif burada dursun. Devam etmek zorundalar. İşte burada dadanın kuyruğu kopuyor. Ona da kaynak kullandırmıyor. Ona deneme yaptırmıyor. Tamam devletle ilgili bir Talimat vermek kolay da, gidin özel okullara bakın neler göreceksiniz. Özel okullarda full önü açık bu iş. Hiç kimse, en ufak bir şekilde kimseye bir şey demiyor, engelleme yok. Bu konuya ilgili şikayet yok. Bir, ikincisi de şu, rekabetimizi bozuyor bu konu. Özel okullarla biz de rekabet halindeyiz. Biz de öğrencileri fen lisesine yerleştiriyoruz, iyi üniversiteler. Onlar da yerleştirmeye çalışıyorlar. Bu doğal bir rekabet zaten. Makul. Fakat onların önüne her türlü kolaylık serilirken bizim önümüzde taşlar dizilmiş oluyor şimdi.” Ceylan öğretmenleri bu alanda biraz rahat bırakmak gerektiğini söyledi.

Öğrenciler özel okullara yönleniyor Eğitim Bir Sen Tokat 1 Nolu Şube Başkanı Şaban Ceylan, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Soruşturma geçirip ceza alan bir sürü öğretmenimiz var şehrimizde. Şu an bu soruşturmalar yüzünden milli eğitimdeki okullarımızdan yüzlerce öğrencimiz sınıfını terk ediyor. Özel okula gidiyor. Özel okulların kapılarında bekliyorlar. Bekliyorlar dedim almıyorlar şu an. Yani birçoğu almıyor. Sınıflarım dolu diyor yani. Niye biz bir okuldan yüz kişiyi birden özel okula göndermiş olalım? Sadece bundan dolayı. Veli diyor ki Burada diyor, öğretmenler artık kaynak kitabı kullandırma noktasını takipte oldukları için kullandırmıyorlar ve açıkça ifade ediyorlar. Yok oğlum kızım ben kaynak kullandırtmıyorum, deneme yaptırtmıyorum, o konuda size yardımcı olamam. Veli de bu endişeyle çocuğunu oradan alıyor. Şimdi bu soruşturmalar son senesi itibariyle yüzlerce öğrencimizin özel okullara kaymasına sebep oldu. Milli Eğitim bakanımızın hassasiyetlerini tamamına saygı duyarak Milli Eğitim Bakanından daha fazla bakancılık oynamaya gerek yok. Ondan sonra muhatabı olan bütün insanları her amir mutlu edemez. Ama çoğunu mutlu edemezsen iyi amirlik vasfında yürümez. Burası önemli. İkincisi devlet, memur eliyle büyür, güzelleşir. Eksikleri görülür, telafi edilir. Memurlar hedefteki bir tahta gibi kullanılmamalı yani. Her gelen şikayet konusu öğretmeni yahut da memuru yıkılacak düzeye taşınmamalı. Ön kontrollerle kişi aslında rahat bir şekilde açılabilir. "

“Devlet memuruna sahip çıkmalı” Milli Eğitim Bakanlığı tarafında yaklaşık 1-2 ay önce bir yazı gönderildiğini belirterek yazının içeriğinden bahseden Ceylan, şunlara değindi: "Valiye, diyor ki; memurunla ilgili bir soruşturma açıyorsan diyor, bir şikayetten dolayı, ve soruşturmanın sonucunda o kişinin masum olduğu ortaya çıkıyorsa, karşı davayı açacaksın kardeşim diyor. Valiye talimat veriyor. Milli Eğitim müdürüne talimat veriyor. Vali, ilimizin mülki amiri, bütün saygınlığıyla memuruna sahip çıkmıyorsa benim gözümde hiçbir kıymeti kalmaz. Milli Eğitim müdürü, öğretmenler, eğitimciler üzerinde varlığı itibariyle bir sürü işin içerisinde çok kıymetli hizmetleri var ama öğretmenine sahip çıkmazsa kusura bakmasın hiçbir kıymeti yok. O noktada valilik, yalan, iftira, soruşturma kapsamında bir konuysa onu rüca ettirmesini, savcılığa suç durusunda bulunmasını, açılmış davadan sonra da hukuki destek vererek o memurunun hakkını sonuna kadar sormasını istiyoruz. Çok açık ve net bir talep yani. Takip ettiğimiz yerlerde, değişik yerlerde davalar sonuçlanmış. Sonuçlanan ceza davaları var. Tazminat davaları var. Yani ben de bir memurum sonuçta. Bana bir iftira atıyorsun, ben gece gündüz uyuyamıyorum. Aile düzenim bozuluyor. Huzurum kaçıyor. Dedikodulara muhatap oluyorum. Sayın Başsavcılığımız konularla ilgili iş takibi onlar için çok zordur. Önden illa bir dilekçe gitmesi gerekiyor. Ama bizzat savcılıkları da basını medyayı takip etmeliler. Bu konular üzerinde sosyal medya hesapları üzerinden de takipte olmalılar. Çünkü bunlar bir şekilde yansıyor yani kendilerine."