Trump: "İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor"
YSK, 31 Mart 2024 Mahalli İdari Seçimleri’nin iptaline yönelik yapılan itirazı reddetti

TBMM’de tutuklu gazeteciler tartışması gündem olurken, AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, “Hiç kimse mesleği nedeniyle değil, işlediği fiil nedeniyle yargılanır” sözleriyle basın özgürlüğü ile hukuki sorumluluk arasındaki dengeye dikkat çekti
TBMM'de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda tartışma yaşandı. DEM Parti tarafından verilen araştırma önerisi üzerine AK Parti Grubu adına AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan söz aldı. Mustafa Arslan konuşmasına "Basın; demokratik toplumların aynasıdır. Güçlü bir demokrasi ancak özgür, çoğulcu ve sorumluluk bilinciyle hareket eden bir medya yapısıyla mümkündür. Basının siyasal ve toplumsal yaşamdaki varlığı demokrasi ile yaşıttır. Hükümetimiz döneminde basın alanında önemli dönüşümler hayata geçirilmiştir. Yerel basının güçlendirilmesi amacıyla destek mekanizmaları genişletilmiş, Anadolu medyasının sürdürülebilirliğini sağlamak adına hem ekonomik hem de kurumsal düzeyde önemli adımlar atılmıştır" diyerek başladı.

Özgürlük ve Sorumluluk Demokrasi İçin İki Temel Değer Milletvekili Arslan, "Bugün artık yalnızca geleneksel medya değil; dijital medya, sosyal platformlar ve yeni iletişim araçları da demokratik tartışmanın ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. İfade özgürlüğünü korumayı temel bir ilke olarak görürken, dezenformasyonla mücadeleyi de kamu adına yerine getirilmesi gereken önemli bir sorumluluk olarak değerlendiriyoruz. Çünkü özgürlükle sorumluluk, demokrasinin sağlıklı işlemesini mümkün kılan ve birbirini tamamlayan iki temel değerdir" dedi.

"Basın Özgürlüğü Hiçbir Ülkede Sınırsız Değildir" Arslan, "Basın hayatımız, 1831’de yayımlanan Takvim-i Vakayi ile başlayan yaklaşık iki asırlık köklü bir geçmişe sahiptir ve demokrasimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Ancak günümüz dünyasında ifade ve basın özgürlüğü hiçbir ülkede sınırsız değildir. Gelişmiş demokrasilerde de bu özgürlükler; kamu düzeni, toplumsal barış ve birey hakları çerçevesinde belirli sınırlarla birlikte ele alınmaktadır. Türkiye’de basın özgürlüğü Anayasa’nın 26 ve 28’inci maddeleriyle açıkça güvence altındadır. Ayrıca gazetecilerin hakları da yasal düzenlemelerle korunmaktadır" dedi.

Arslan, 'Tutuklu Gazeteciler' Tartışmalarıyla İlgili Konuştu 'Tutuklu Gazeteciler' tartışmaları hakkında konuşan Mustafa Arslan, şunları söyledi: “Tutuklu gazeteciler tartışmalarına gelince; hiç kimse mesleği nedeniyle değil, işlediği fiil nedeniyle yargılanır. Gazetecilik de hukukun üstünde değildir. Basın özgürlüğü; terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir. İnsanlık tarihinin en acımasız soykırımını işleyen İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazeteci hayatını kaybettiği halde basın özgürlüğü endeksinde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdan kabul etmez. Demokratik standartları tartışmalı olan bazı ülkelerin, Türkiye’nin önünde yer alması bu değerlendirmelerin sorunlu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır"
Haber: Yakup ORAKÇI