SAKLIBAHÇE ÜZERİNDEN BİR ŞEHRİN VİCDANI: VEFA

23.04.2026 - Perşembe 14:38

♦♦♦- KÖŞE YAZISI / Yakup ORAKÇI / 23 Nisan 2026 -♦♦♦

♦♦♦...Saklıbahçe’ye sahip çıkmak, Tokat’ın kendi hikâyesine sahip çıkmasıdır. Ve unutulmamalıdır ki, hikâyesini kaybeden şehirler, zamanla kendilerini de kaybeder...♦♦♦

Bir şehri ayakta tutan yalnızca taş, beton ve asfalt değildir. Bir şehri asıl ayakta tutan; hatıralar, emekler ve o emeğe gösterilen vefadır. Çünkü vefa, geçmiş ile gelecek arasında kurulan en sağlam köprüdür. Bu köprü yıkıldığında geriye sadece kimliksiz yapılar kalır.

Tokat, köklü geçmişi ve güçlü insan hikâyeleriyle bu anlamda zengin bir şehirdir. Ancak her şehir gibi Tokat da zaman zaman kendi değerleriyle imtihan olur. İşte bu imtihanların en önemlilerinden biri bugün Saklıbahçe üzerinden yaşanmaktadır.

Saklıbahçe, sıradan bir sosyal alan değildir. Bir dönemin yoklukları içinde, Tokat halkına nefes aldıran; dostlukların kurulduğu, ailelerin bir araya geldiği, misafirlerin ağırlandığı özel bir mekândır. Piknik alanı, restoranı ve doğal yapısıyla yıllarca bu şehre hizmet etmiş; Tokat’ın sosyal hayatında önemli bir yer edinmiştir. Üstelik bu değer, kendiliğinden ortaya çıkmamış; fedakârlıkla, emekle ve inançla inşa edilmiştir.

Bu noktada Metin Gürdere gibi isimlerin katkısını görmezden gelmek mümkün değildir. Bir şehre değer katmak, çoğu zaman maddi kazançtan çok daha büyük fedakârlıklar gerektirir. İşte bu fedakârlıkların karşılığı da vefadır. Vefa ise sadece sözle değil, o değerleri koruyarak gösterilir.

Bugün Saklıbahçe’nin ortasından geçirilmek istenen yol, aslında sadece fiziki bir müdahale değildir. Bu girişim, aynı zamanda bir şehrin hafızasına yapılmış bir müdahaledir. Çünkü bazı yerler vardır ki, sadece toprak parçası değildir; anıların, emeğin ve kimliğin taşıyıcısıdır.

Elbette şehirler gelişir, planlar yapılır, yollar açılır. Ancak gelişim, geçmişi yok sayarak değil; onu koruyarak yapılmalıdır. Aksi halde ortaya çıkan şey ilerleme değil, köksüzleşmedir.

Bu nedenle Saklıbahçe meselesi, basit bir imar tartışmasının çok ötesindedir. Bu mesele, Tokat’ın kendi değerlerine ne kadar sahip çıkacağıyla ilgilidir. Bugün sessiz kalınırsa, yarın başka değerlerin de aynı akıbete uğraması kaçınılmaz olacaktır.

Tokat halkına düşen görev açıktır:
Kendi değerine sahip çıkmak.
Emeğe saygı göstermek.
Vefayı hatırlamak.

Yerel yöneticilere düşen ise daha büyük bir sorumluluktur. Karar verirken sadece bugünü değil, geçmişi ve geleceği birlikte düşünmek zorundadırlar. Saklıbahçe gibi bir değerin korunması, sadece bir alanı korumak değil; bir şehrin ruhunu korumaktır.

Sonuç olarak; vefa bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bir şehir, ancak geçmişine sahip çıktığı sürece geleceğe güvenle yürüyebilir.

Saklıbahçe’ye sahip çıkmak, Tokat’ın kendi hikâyesine sahip çıkmasıdır.
Ve unutulmamalıdır ki, hikâyesini kaybeden şehirler, zamanla kendilerini de kaybeder.

Yakup ORAKÇI / 23 Nisan 2026