Devlet, Tasarruf, Üretim ve Karakter Üstüne...

01.08.2026 - Cumartesi 11:57

♦♦♦...Yine dedem, Üret diyor. Üretim hamlesini: “Onuncu Yıl Marşı" ne güzel anlatıyor… Üretim milli kimliktir… Üretemezsen milli çıkarlarını koruduğun her anda vahşi batıdan ambargo, ortaklıktan tek taraflı çıkarma, hak ve hukuk dışı yaptırımlar gelir… Parası ödendiği halde el koymalar...♦♦♦

Kardeşlerim, Türk dünyasının ilk siyasetnamesi – Keşke başucu belgesi olabilseydi-, İlk devlet felsefesi ve sosyolojisi kitabı Kutadgu Bilig’i yazan Yusuf Has Hâcib, Karahahanlı döneminde yaşamış İslam edibi, şairi ve devlet adamıdır. Eser, 6645 beyit olarak aruz vezniyle yazılmıştır. Eserde dört simgesel karakter olarak; adalet , mutluluk, akıl ve kanaat konuları işlenir.

Afganistan Herat’da, 1439 yılında Uygur harfleriyle kopya edilen nüshası, eserdeki bilgiye göre Tokat’a gelmiş 1474 yılında Fatih Sultan Mehmet’in sarayında görevli Uygur Katibi Şeyhzâde Abdürrezzak Bahşi için Fenarizâde Kadı Ali tarafından İstanbul’a getirilmiştir. Avrupa’nın kültürel değerlerimizi talan ettiği 19 yy’da Joseph Won Hammer tarafından Avusturya’ya kaçırılmıştır. Hala Avusturya Ulusal Kütüphanesi’nde alıkonulmaktadır. Eserin Almanca tercümesi 1900 yılında; Türkçe ise 1959 da yapılmıştır.

Avrupa’da Platon’un Devlet adlı eseriyle karşılaştırılacak eser olarak, Kutadgu Bilig önceliği almıştır. Yine 2019 yılı Unesco tarafından: “Yusuf Has Hacib’i anma ve kutlama yılı“ olarak kabul edilerek kutlanmıştır…

İşte bu eserden bir bölümü, çağlar ötesinden gelen ibret olarak ele alacağım. Yusuf Has Hacib diyor ki;

"GÖZ ODUR Kİ DAĞIN ARKASINI GÖRE,
AKIL ODUR Kİ BAŞA GELECEĞİ BİLE,
ER ODUR Kİ ALÇAKTAN DURA,
YÜKSEKTEN BAKAN GÖZ DEĞİL …”

Mısraları aklıma, bütün öngörüleri doğru çıkan, Ulu Önder Mustafa Kemal’i ve milletin efendisi olarak gördüğü Türk köylüsünü getiriyor…

Atamız, çok haklı; televizyonda 90 yaşında bir ihtiyar delikanlı. Okumayı askerde ali mektebinde öğrenmiş. Alnında yaşadığı dört mevsimin izleri okunan dedemizle söyleşi yapıyorlar. Muhabir soruyor: “Bize öğüdün nedir?" Cevap Anadolu irfanını ortaya koyuyor. Diyor ki: “Evlat, Devletin ve kendin için tasarruf et; ele güne el açmamak için. Daima üret, toplumda söz sahibi olmak için. Akıllı, kanaatkar ve karakter sahibi ol, itibar görmek için…" Fildişi kuleden bakanlara inat Mevlana gibi… Yunus gibi…

Muhabir şaşkın; Devlet diyor, akıl diyor, tasarruf diyor, üret diyor, karakter sahibi ol diyor… Gönül gözü dağın arkasını, aklı başa geleceği biliyor. Alçak gönüllü ve utangaç. Sanki Kutadgu Bilig’i hıfzetmiş… Arife tarif gerekmiyor… Tasarruf, ne güzel tespit. İmkanların dengeli kullanılması, yersiz harcamalardan kaçınmak, iyi ve kötü gün için: ”Damlaya damlaya göl…” etmektir. Hani türkü diyor ya: “Kadir Mevla’m senden bir dileğim var / Beni muhannete muhtaç eyleme… Muhtaç eyleme…” Anadolu irfanının, gönül dostu saz ve söz ehline selam olsun… Veysellerine, Neşetlerine, Musalarına, Mahzuni Şeriflerine selam olsun… “Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana …” türküleri yakılmasın … Devletin adaletiyle, eşit paylaşımıyla…

Cumhuriyetimiz yeni kurulmuş… 1929 ekonomik krizi dünyayı sarmış… Ulu Önder Atatürk, Devlet olarak: ”Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti“ni kuruyor. Amaç: 1- Halkı, israfla mücadele eden, hesaplı, tutumlu yaşamaya alıştırmak… 2- Yerli mallarını sevdirmek. Her yıl 12-19 Aralık’ı “Tasarruf ve Yerli Malları Haftası” olarak kutlamak… Ne yazık ki bugün marka özendirmesi… Yerlinin adı çakma oldu… çok yazık… Çok… 3- Yerli malını özendirici sergiler açmak. 4- Yerli malının sürümünü artırarak halkın hayat kalitesini artırmak… Böylece çarığı, Beykoz ayakkabı; abayı Sümerbank, pekmez yerine şekerle çay içmeyi şeker fabrikaları sağladı… Halkım refaha kavuştu… On yılda…

Yine dedem, Üret diyor. Üretim hamlesini: “Onuncu Yıl Marşı“ ne güzel anlatıyor… Üretim milli kimliktir… Üretemezsen milli çıkarlarını koruduğun her anda vahşi batıdan ambargo, ortaklıktan tek taraflı çıkarma, hak ve hukuk dışı yaptırımlar gelir… Parası ödendiği halde el koymalar… Onun içinde: Ülkemin ilk özel teşebbüs sevdalıları; Şakır Zümre, Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil’in başlarına gelenler bize ders olsun… 1974 Kıbrıs Zaferi sonucu uğradığımız uçak benzini ambargosu, bizi bugün dünyanın en çok uçak yakıtı satan ülkesi haline getirdi…

Üretimde hedef her zaman yerli ve milli olmalıdır. İngiltere’nin 2026 yılında temel çelik üretimini millileştirmesi çok iyi okunmalıdır. Çünkü dünyayı artık savaş yanlısı bencil tek bayrak sevdalıları yönetiyor… Kanun ve evrensel ahlak dışı vergi uygulamaları, özelleştirme hatasının sonuçlarını ortaya koyuyor. Bunlar: Pahalı hizmet, düşük kalite, çalışanın haklarının yok sayılması, vergiyi ve borcu ödememe vs. gibi…

Bugün yaşadığımız hayat pahalılığı, kontrol zorluğu, caydırıcılık yaptırımlarının olmayışı gelir dengesizliğine sebep olmaktadır… Sonuç: Acil Milli iktisada dönüş… Üretemezsen, tüketirken tükenirsin… Başka Türkiye yok… Yok...

Yoksa karaborsa, tefecilik, bahis, dolandırıcılık ve ticari ahlak yoksunu kötü niyetli iç ve dış çeterler, küçük cezalar vererek büyük vurgunlar yapan halkın sağlığını ve ekonomisini kemiren alış veriş merkezleri… Paran ve kartın yoksa hayat hakkında yok… Ne hale geldik… İnsanlık mahalle bakkallarıyla beraber öldürüldü… Ahilik geleneği, mahalle kültürü ne güzeldi… Eğitim bile paraya teslim oldu… Kalite ve millilik vasfı yok oldu… İnsanca yaşamak, kira, sosyal ihtiyaçlar, üretmeden tüketilince kapitalist çarklara teslim oldu… Ticari ahlak yoksunları bir liraya alıp, yüz liraya satmaya başladılar. Üretmeyen yerde serbest piyasa olmaz… Haksız kazanç olur… Çarkın dişlileri kırılmadan acil önlem… Yeni onuncu yıl marşları…

Yeni bir uyanış… Kaybettiğimiz değere dönüş: Karakter ve duruş…
Yeni bir uyanış… “Hürriyet ve İstiklal benim karakterimdir.” diyerek yaşamak ve yaşatmak,
Yeni bir uyanış… “El -haya vel-iman…" Yani utanma, iffet, edepli yaşamak ve yaşatmak…

Karakter; güzel ahlaktır…
Karakter; Varla , iyiyle , güzelle hemhal olmaktır…
Karakter; milli, dini, evrensel duruştur. Kaybetmeseydik ne güzel olurdu… Ne güzel olurdu…

Çözüm: “Ey Türk, üstte mavi gök çökmedikçe; altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini, töreni kim bozabilir.” sorusuna bugün de cevap aramaktır...
Çözüm: İlke ve ideallerimizi, Türk dünyasıyla birleştirerek TÜRKSOY’u; ortak kültürde, ortak ekonomide, ortak dış politikada, HAKİM GÜÇ olarak şahlandırmaktır…
Çözüm: Devlet olarak; tasarrufu, üretimi, iş ahlakını özendiren, onurlandıran, politikalar belirleyerek on yıllara yayma kararlılığını göstermektir…
Çözüm: Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve alim değil ARİF olan, Türk köylüsü gibi, dağın arkasında ki güneşi görerek; başımıza gelecek karanlıkları aydınlatsak ne güzel olur…

Ne güzel olur…
Ne güzel olur…

-¦---¦---¦-

Cafer AKIN / 01 Ağustos 2026