Tokat Emniyeti'nden anlamlı "Çanakkale Zaferi" klibi
YSK, 31 Mart 2024 Mahalli İdari Seçimleri’nin iptaline yönelik yapılan itirazı reddetti

Yazar Mustafa Sönmez'in "Filler ve Çimenler" adlı kitabı 2001 yılları sonrası Türkiye medyasının hızlı değişimi konusunda tutarlı ve gerçekçi bir analizi ele alarak bu sektörün siyasal ve sermaye ilişkisi ile doğan garabeti gözler önüne seriyordu.
Kitabı okuduğumda bulunduğum konum(islamcı) itibarıyla doğru/yanlış her cümlesine anti-tez üretebilecek yeterlilikte gibiydim güya. Güya diyorum; Çünkü kibri kübrama argüman üretirsek, Dünya benim etrafımda dönüyor ve merkezinde ben! ben! diyerek tek başıma fûtursuzca oturuyordum.
- Ahh ah! Gençlik başımda duman... Gerçi sonuç olarak hiçbirşey bilmediğimi bilmesem bile siyaset ve medyatik bilgi dağarcığım bugün ki digital gençliğin üç/beş gömlek ilerisindeydi yemin edebilirim.
Köprünün altından nice sular aktı. Aradan uzunn çook uzun zamanlar geçti. Yaşlandıkça akli melekelerimin gelişmesi ve güçlenmesini gözardı edip bir yana koyarsak, Şu an belediye parklarında konumlandırılmış emekli benchlerinde bile oturup zaman harcayabilecek lüksü malesef bulamıyorum.
Sağolsun iktidarın yirmibir yıllık adalet ve kalkınma parmetrelerinde geldiğimiz satıh "İşe yaramayan ve üretime katkı sağlamayan her birey en kısa zamanda ölsün ve ekonomi düzelsin" anlayışına çaresiz dayanınca emeklilerin ötenazi isteklerinde ciddi yükselmeler olacaktır diye umutlanıyorum.
Bu kısa girizgahtan sonra gelelim Yandaş, Fondaş, Vatandaş! üçlemesine.
Demokrasiye bel bağlamış yurdum insanı yaşadığı yerel bölgede kendisine seçme ve seçilme hakkı verildiğini zannederek oy vermeye gide dursun; Başını iki eli arasına alıp şöyle fazla değil bir kaç dakika tarafgirliği bıraksa ve tefekkür etse oynanan oyunun farkına varacak ama nafile...
Oyunun adı: Yandaş, Fondaş, Vatandaş! Satranç bilenler, Şah, Vezir, piyon kombinasyonu hakkında yeterli bilgiye sahiptirler. Gerçi fil, at, kale gibi oyuncaklarda işin içine dahildir ancak asıl başroller ve konu bu üçlü arasında cereyan eder. Yandaş, Fondaş, Vatandaş!..
Fil, At, Kale gibiler; Fazla işe karışmadan, Suya sabuna dokunmadan, Aradan, Ortadan, Sessiz sedasız gemisini yürütenlerdir. Arada bir öne sürülüp feda edilebilirler fakat bu da oyunun kurallarındandır ve Gemi yükünü tuttuğu için feda edilseler bile yedi göbek dünyalık edindikleri için pek fazla koymaz bu yüzsüz ve omurgasızlara.
Fazla söze luzum yok
1- Seçim adı altında yapılan milyarlarca liralık reklam harcamaların Ülkeye kayda değer en ufak bir katkısı yoktur ve demokrasi bu değildir.
2- En üst makama gelmiş bir rütbenin yerel bölgelerde adaylar adına halkın karşısına çıkıp kendi adayı seçilmezse vatandaşı merkez desteğini kesme ile tehdit etmesi demokrasi değildir.
3- Seçime bütün adayların eşit şartlarda girdiği yalanı demokrasi değildir.
4- Yandaş olsun, Fondaş olsun adayların seçim için harcadıkları fonun nasıl bir şekilde finanse edildiğinin belirsizliği demokrasi değildir.
5- Yandaşların hırsızlığı ile Fondaşların hırsızlığı üzerinden kavga etmek, Yani -Benim hırsızımın alnı secdeye varıyor, Senin ki vatan haini demleniyor demek demokrasi değildir.
Olayı şu minvalde özetleyecek olursak; Yandaşlarla, Fondaşlar, Toplanan vergilerle tepişir, Alta kalan zavallı vatandaş da ezilir.
"DEMOKRASİ BU DEĞİLDİR"
Muhammet Halil PAZARLI