Tema Vakfı uyarıyor, "Meralarımızın yarısından fazlasını kaybettik"

07.07.2026 - Salı 17:18

İçinde bulunduğumuz 2026 yılı Birleşmiş Milletler tarafından “Uluslararası Meralar ve Çobanlık Yılı” ilan edildi. Bu sayede Tema Vakfı tarafından meraların önemi hatırlatılarak korunması ile iyileştirilmesine dikkat çekti

Konu hakkında bilgi veren TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, doğal meraların hayvancılık konusundaki vazgeçilmez öneminin yanında çölleşme ve kuraklığa karşı en güçlü doğal kalkanlardan biri olduğunu vurguladı. Deniz Ataç, “Doğal meralar; toprağı koruyan, suyun toprağa süzülmesini sağlayan, karbon depolayarak iklim değişikliği ile mücadelede kalkan görevi gören ve çok sayıda canlıya yaşam alanı sunan ekosistemlerdir” dedi.

Ülkemizin Mera alanı çeşitli nedenlerle 16 milyon hektar azaldı Ataç, Türkiye’de çayır ve mera alanlarının 1960’ta yaklaşık 29 milyon hektar seviyesindeyken bugün 13 milyon hektara gerilediğini söyledi, "Buna göre Türkiye, son 66 yılda mera varlığının yüzde 54’ünü yani 16 milyon hektarını kaybetti. TEMA Vakfı’na göre kaybedilen mera alanı, Marmara Bölgesi’nin iki katı büyüklüğünde. Mera alanlarının yok edilmesinin erozyonu artırdığını, toprak kaybını hızlandırdığını ve kuraklığın etkilerini derinleştirdiğini belirten Ataç, “Doğal meralar azalırken, mevcut alanlar üzerindeki baskı da artıyor. Bu durum hem ekosistem bütünlüğü hem de gıda güvenliği açısından ciddi riskler oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

Kalan Meralarımızın yüzde 70’i düşük verimli Meraların hayvancılık ve kırsal yaşam açısından da önemli olduğunu belirten Ataç,mevcut elimizde kalan 13 milyon hektar mera alanımızın ise yüzde 70’inin düşük verimli, yeterli bitki örtüsünden yoksun ve bozulmuş durumda olduğunu söyledi. Bu durumun hayvancılıkta verim düşüklüğüne, beslenme yetersizliklerine ve kaba yem açığının büyümesine yol açtığını ifade etti. Ataç, meraların iyileştirilmesinin üreticiyi destekleyeceğini ve kaba yem açığının azaltılmasına katkı sağlayacağını belirtti. Meraların korunmasının kırsal yaşamın sürdürülebilmesi açısından da önemli olduğunu vurguladı.

Meraları korumak geleceği korumaktır TEMA Vakfı, 4342 Sayılı Mera Kanunu’nun mera alanlarının korunması açısından önemli bir yasal çerçeve sunduğunu ancak , enerji, madencilik, turizm ve farklı arazi kullanım taleplerinin meralar üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti. Ataç, son yıllarda yapılan bazı yasal düzenlemelerin doğal alanlar üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekerek, “Zeytinliklerden ormanlara, tarım alanlarından mera ekosistemlerine kadar birçok doğal varlık kısa vadeli kullanım baskılarıyla karşı karşıya bırakılıyor. Oysa çölleşme ve kuraklık riskinin giderek arttığı bir dönemde doğal alanları korumak, ülkemizin geleceğini korumaktır” dedi.

TEMA Vakfı'nın Kurucu Onursal Başkanları merhum Hayrettin Karaca ve merhum A. Nihat Gökyiğit’in Mera Kanunu’nun yasalaşması için büyük emek verdiğini hatırlatan Ataç, sözlerini şöyle tamamladı: "Vakfımızın ilk projelerinden biri mera ıslah çalışmalarıydı. Bugün çölleşme ve kuraklıkla mücadelede başarının yolu; mera alanlarının korunmasından, tahrip olmuş alanların iyileştirilmesinden ve sürdürülebilir mera yönetiminin yaygınlaştırılmasından geçiyor. Meraları korumak yalnızca bugünün üretimini değil; su varlığımızı, gıda güvenliğimizi ve biyolojik çeşitliliğimizi de korumaktır. Bu nedenle tüm karar vericileri, yerel yönetimleri ve toplumun tüm kesimlerini doğal meraların korunması ve iyileştirilmesi için birlikte hareket etmeye davet ediyoruz."

Haber: Yakup ORAKÇI