Beşyüzondördüncü Mektup
YSK, 31 Mart 2024 Mahalli İdari Seçimleri’nin iptaline yönelik yapılan itirazı reddetti

Bilge der ki, “Doğru söylemek acıdır, ama sen doğru söyle.”
Atalarımız da “dost acı söyler” demiştir.
Ne acıdır ki, günümüzde itaat kültürü sebebiyle insanlar doğruları söylemekten imtina ediyor.
“Ağam sen demişsen, doğru demişsen!” “Vekilim ne güzel buyurmuşsun!” gibi sözler ne yazık ki, teslimiyetin, acziyetin bir ifadesi olarak karşımıza çıkıyor.
Makam mevki sahibi olarak doğru söyleyenleri değil, dediklerini tasdik edenlere itibar göstermektedirler.
Niye insanlar doğruyu, eleştiriye duymak istemiyor.
Çünkü doğru söz acıdır.
Yanlışları, yolsuzlukları bütün çıplaklığıyla ortaya koyan ve eleştiren söz, bu işi yapanlara acı gelir.
Yöneticiler, siyasetçiler değişimi, dönüşümü, yenilenmeyi, yenileşmeyi istemek yerine “itaat et kurtul”, “biz sizin yerinize en iyisini düşünürüz”, “biat et gerisine karışma” tavrı bekliyorlar.
Peki aksini yapanlar ne oluyor!
Linç ediliyor. Güç sahibi tarafından toplumdan dışlanıyorlar.
Bu tavır, ne kadim Türk kültüründe, ne de dinimizde, inancımızda var.
Yapılanlar akli ve bireyi yok saymaktır.
İradelere ipotek koymaktır.
Toplumu bastırmak, sindirmektir.
İtaat kültürü'nün 'bilgi'yi, 'tabular'ın 'özgür düşünce'yi, 'sözde disiplin'in 'beşeri yaratıcılığı' kovaladığı bir düzende 'ilerleme', 'katma değer üretme' ve 'hedef tutturma' gibi kavramlar ancak 'kapalı devre fantezi' olarak kalır…
Aklı ve bireye saygıyı yok sayanlar, iradelerini 'tartışılmazlar'la ve 'taassup'la bastırmaya çalışanlar sadece bastırdıklarını zannederler… Oysa gerçek önlenemez biçimde yatağını arayan ırmak gibi bambaşka akar… O yüzden milliyetçilik 'köyün duvarlarıyla çevrili bir dünyada hatıra ortaklığı'nın ötesine geçmek mecburiyetindir…
Şu unutulmamalıdır ki, dere akar yatağını bulur. Doğru eninde sonunda galip gelir.
Sadece zamana ihtiyacı vardır.
Yine bir bilgenin oğluna söyledi sözle noktalayalım:
“Ey oğul!
Sözün doğrusunu söyle, sakın yalan söyleme, yalancı olma. Sözünün doğruluğuyla tanınmış biri olarak bilinmeye çalış. Eğer mecbur olarak bir kez yalan söylesen de gerçeğe geçesin. O halde ne söylersen doğru söyle, yalan söyleme ve yalana benzeyen gerçeği de söyleme. Çünkü bir gerçek ki yalana benzer, o anda yalan olmuş olur.”