Tokat’ta bayrak gecikmesi, Zafer Bayramı’na gölge düşüren telaş

30.08.2025 - Cumartesi 20:33

Tokat’ın bu “bayrak skandalı” olarak anılan olayı, aslında sadece bir organizasyon eksikliği mi, yoksa daha derin bir hassasiyet meselesi mi?

Her yıl 30 Ağustos’ta, Türkiye’nin dört bir yanında gökyüzü kırmızı-beyaz dalgalanır, caddeler bayraklarla süslenir, yürekler zafer coşkusuyla çarpar. 103 yıl önce Dumlupınar’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yazılan destan, bugün 81 ilde törenlerle, yürüyüşlerle, konserlerle anılırken, Tokat’ta işler biraz… nasıl desek, “saatli maarif takvimi” tadında ilerlemiş. Zafer Bayramı’nın sabahında, Tokat’ın cadde ve sokaklarında ne Atatürk bayrağı ne de Türk bayrağı görmek mümkün olmuş. Saat 10:00’a kadar, sanki bayraklar yıllık izne çıkmış gibi bir manzara hakim oldu. Ancak, vatandaşların sosyal medyada yükselen “Bayrak nerede?” serzenişleri üzerine, belediye ekipleri apar topar bayrak asma seferberliğine girişmiş. Tabii, bu telaşlı hareketlilik de “tek tük” bayraklarla sınırlı kalmış. E, ne demiş atalarımız? “Geç gelen adalet, adalet değildir” Peki, ya geç asılan bayrak?


Tokat’ın bu “bayrak skandalı” olarak anılan olayı, aslında sadece bir organizasyon eksikliği mi, yoksa daha derin bir hassasiyet meselesi mi? Öncelikle, 30 Ağustos gibi bir günün anlamını hatırlayalım. Bu tarih, Türk milletinin bağımsızlık aşkının, sarsılmaz iradesinin ve “Ya istiklal, ya ölüm!” kararlılığının zaferle taçlandığı gün. Dumlupınar’da, Kocatepe’de, 1155 rakımlı tepede beyaz bayrak çeken düşmana karşı al bayrağımızı göklere diken bir milletin günü. Hal böyleyken, Tokat’ın sabah saatlerinde bayraksız kalması, adeta bir tiyatro sahnesinde dekorun unutulması gibi. Sahne hazır, oyuncular yerli yerinde, ama başrol oyuncusu bayrak ortada yok! Saat 10:00’dan sonra gelen tepkilerle bayrakların asılması ise, sanki bir öğrenci son dakikada ödevini yetiştirmiş de hocasına “Hocam, yazdım ama printer bozuldu!” bahanesini sunmuş gibi. Tokat Belediyesi’nin bu “geciken bayrak hamlesi” vatandaşın gözünden kaçmamış ve doğal olarak bir fırtına koparmış.

Tokat’ta bayrakların geç asılması, belediyenin belki de “sürpriz parti” konseptiyle Zafer Bayramı’nı kutlama planı yaptığını düşündürüyor. “Sabah bayraksız, öğlen bayraklı; işte size dramatik bir final!” Ama sevgili belediye, bu milletin bayrak sevgisi öyle bir finalle tatmin olacak türden değil. Al bayrağımız, sadece bir kumaş parçası değil; o, dedelerimizin kanıyla, nenelerimizin duasıyla, Mehmetçiğin alın teriyle anlam kazanan bir sembol. Hele ki 30 Ağustos’ta, o bayrağın her sokağın başında, her caddenin sonunda dalgalanması gerekir. Tek tük asılan bayraklar, sanki bir düğün davetiyesinde “Yemek sınırlı, erken gelen yer” yazısı gibi. Bu milletin bayrak hassasiyeti, öyle “azıcık asalım, yeter” anlayışına sığmaz.

Tokat’ın bu olayı, aslında bize daha büyük bir mesaj veriyor: Organizasyon eksikliği, iletişim kopukluğu ya da “Aman, nasılsa yaparız” gevşekliği, böylesine anlamlı günlerde affedilemez. Vatandaşın tepkisi de işte tam bu yüzden. Sosyal medyada yükselen sesler, “Bayrak nerede?” sorusu, sadece bir bez parçasının eksikliğini değil, bir milletin tarihine, değerlerine duyduğu derin saygıyı yansıtıyor. Tokat Belediyesi’nin bu “geç kalmış bayrak hamlesi” belki iyi niyetle yapılmış bir telaşın sonucu, ama iyi niyet bazen yetmez. Zafer Bayramı gibi bir günde, bayraklar sabahın ilk ışıklarıyla dalgalanmalı, caddeler kırmızı-beyaza boyanmalı, vatandaşın yüreği o coşkuyu hissetmeli.

Şimdi, Tokat Belediyesi’ne ufak bir öneri: Gelecek yıl 30 Ağustos’ta, bayrakları bir gün önceden asalım. Hatta, bir hafta önceden başlasın bu hazırlık. Caddeler, sokaklar, meydanlar al bayraklarla donatılsın. Çocuklar bayraklarla koşsun, gençler fener alaylarında yürüsun, yaşlılar o zaferi anlatan türküleri mırıldansın. Ve lütfen, bir dahaki sefere “Saat 10:00’dan sonra bayrak asarız” gibi bir sürpriz yapmayalım. Çünkü bu millet, bayrağına geç kalmayı değil, bayrağıyla gurur duymayı sever.

Sonuç olarak, Tokat’taki bu bayrak gecikmesi, bir organizasyon hatası olarak tarihin tozlu sayfalarına karışabilir. Ama bu olay, hepimize bir şey öğretmeli: 30 Ağustos, sadece bir tatil günü değil, bir milletin yeniden doğuş günü. O gün, bayraklarımız gökyüzünde, gururumuz yüreklerimizde olmalı. Tokat, bu kez sınıfta kaldı, ama telafi sınavı her zaman var. Yeter ki, bayrağımıza, tarihimize ve zaferimize sahip çıkalım. Ne demiş Gazi Mustafa Kemal Atatürk? “Bu Anadolu zaferi, bir milletin bir fikri tamamen benimsemesinin en güzel misali olarak kalacaktır.” Biz de o fikri, o bayrağı, o zaferi her daim göklerde tutalım.

Haber: Yakup ORAKÇI