GEZEREK GÖRDÜKLERİM ÜSTÜNE

26.04.2026 - Pazar 04:24

--- GEZEREK GÖRDÜKLERİM ÜSTÜNE - Cafer AKIN --- 19 Ekim 2025

Dostlarım , atalarımız der ki: ”Gezmeyen göz görmez” Onun içinde yurdumuzun ve yurt dışının tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini görmek için, Sayın Coşkun Demirçelik kardeşimizin organize ettiği ”Tokat Öğretmen Okulu Mezunları Buluşmaları“ etkinliğine yıllardır katılıyoruz. Bu yıl ki yurt dışı gezimiz “Balkan Turu”nu; 21 -28 eylül 2025 tarihlerinde gerçekleştirdik. Doğumları 1940 ile 1970 arası olan uyumlu, saygılı, elit ve soyadları farklı 52 kardeşle, ecdadımızın dört yüz yıl; hak, adalet ve eşitlik erdemiyle idare ettiği topraklardaki eski ve yeni devletleri; rehber eşliğinde gezdik, gördük. Yüce Türk Milleti’nin hoşgörüsünü ve asaletini yansıtarak günümüze kadar gelen; camileri, hanları, hamamları, köprüleri, evleri, tekkeleri, çarşıları, kaleleri, türbeleri gurur duyarak inceledik… Anı biriktirdik...

Öncelikle yeni kaybettiğimiz Türk dünyası sevdalısı; şair, yazar, hukukçu Yavuz Bülent Bakiler’i (1936-2025) rahmetle anıyorum. Acı haberi Üsküp’te aldık. Allah rahmet eylesin… Yavuz Bülent Bakiler, Türkiye’yi temsilen 1976 yılında Yugoslavya Staragu’da yapılan; “Şiir Günleri”ne katılır. Program kapsamında 10 gün Balkan coğrafyasını gezer. İntibalarını; “Üsküp’ten Kosova’ya“ adlı şaheserle taçlandırır. Bunu yıllar sonra; “Türkistan Türkistan“ takip eder.

Prof. Bahtiyar Vahapzade, Üsküp’den Kosova’ya için “Mene göre, her Türk, Üsküp’ten Kosova’ya kitabını oxumalıdır. Ama, onu oxuduxdan sonra, ağlamayan Türk’e men Türk demerem”

Gururla belirtmeliyim ki bu şaheserler daha sonraki yıllarda Türk Dünyası’na hizmet edecek: Tika, Türksoy, TRT Avaz, TRT Balkan, Türk Devletler Teşkilatı, Yunus Emre Enstitüsü ve Türk Maarif Koleji gibi kurum ve kuruluşların fikri temeli olur…

Bütün bu güzellikleri yerinde gezmek ve görmek için Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan kalkan uçağımızdan, bir saat yirmi dakika sonra Kosova Priştine Havaalanı’na iniyoruz. İlk güzellik burayı bir Türk şirketi işletiyor. Bizi bekleyen otobüsle yarın gelmek üzere Üsküp’e gidiyoruz. Üsküp, sanki Safranbolu… Sanki Beypazarı… Buram buram şanlı tarihimizi yaşıyoruz…

Akşam, Balkan müziği ve dansları eşliğinde yemek yiyoruz. Burek bizim börek, kebapçiçi bizim ızgara köfte… Söyledikleri her türkünün, çektikleri her halayın aynısı Anadolu’muzda yaşatılıyor. Kapanış mükemmel… İzmir Marşı … Salon gururla inliyor…

22 Eylül 2025 KOSOVA

Kosova, 2008 yılında bağımsızlığını ilan eden; 1.700 000 nüfuslu dünyanın en genç ülkesi… Başkent Priştine’de şehir turu attıktan sonra Prizren’e geçiyoruz. Balkanlarda Türkçe’nin en çok konuşulduğu yer. Prizren, Mamuşa Beldesi halkı Tokat’tan iskan ettirilmiş. Yazışmalar Türkçe. Belediye Başkanı Türk…

Osmanlı’nın tuttuğu, 1291 tarihli Tahrir Defteri’nde Prizren, Perezin olarak geçiyor. İmparatorluğun Balkanlardaki kalbi… Mali ve idari merkez.

Ak Nehir’in geçtiği Taş Köprü, -Tokat’ta ki Hıdırlık Köprüsü ile birebir aynı -ve yanındaki Sinan Paşa Camii ibadete açık… Şadırvan Meydanı şehrin kalbi… İş yerleri burada...

Kosova’da, Türk kültürü 14 yıldır Türkçe çıkardıkları; “Kosova İmza“ dergisiyle canlı tutuluyor. Cavit Kaan Potoçki’nin “Kosova’da Türk Olmak“ şiirinden bir bölüm: “Varlığı ebedidir, bastığın toprakta milletinin, / Bu varlığı yıkacak güç yoktur hiçbir zihniyetin, / Korkma damarında akan kandır asaletin, / Bir mücadeledir Kosova’da TÜRK olmak…

Duygularını yaşamak ne güzel…

Prizren’den Mitroviç yolu üzerinde ki Sultan 1-Murat Türbesi ve yerleşkesini geziyoruz. Yavuz Bülent Bakiler’in tesbitleri Tika tarafından çok güzel elden geçirilmiş. Türbe, türbedar evi, müze, ulu dut ağacı, mezarlık pırıl pırıl... Gururla dua ettik…

Öğleden sonra Halveti Tekkesi’ndeyiz… Semahane, derviş hücreleri ve avludan oluşuyor. Yaşlılar vakitlerini burada geçiriyor ve önemli ailevi kararlar, burada dua ederek alınıyor...

Son söz Kosova Devleti, Sırbistan tehdidinde. Tanımadıkları gibi her yerde; ”Kosova Sırbistan’dır“ yazısıyla rahatsız ediyorlar. Onlarda çareyi kendilerini ilk tanıyan ABD ve Türkiye’ye yönelmekte bulmuşlar. Her yerde üç devletin bayrakları yan yana… Akşam Üsküp’e; Kuzey Makedonya’nın başkentine, Yahya Kemal’in memleketine dönüyoruz… Büyük şair diyor ya: “Vaktiyle öz vatanda bizim, bugün niçin, / Üsküp bizim değil? Bunu duydum için için…”

Bizde için için bunu duyuyoruz ve şu soruyu soruyoruz: Niçin?

Cevabı Osmanlı İmparatorluğu geldiği her yerde yaptığı “Ahitname “ yani anlaşma ile o bölgeyi ; dil , din ve sosyal hayatında özgür bırakması… Bu da haçlı ruhunu hep canlı ve tetikte tuttu. Halbuki İngiltere ve diğer sömürgeciler gittikleri her yerde önce anadili sonra gelenekleri ve dini inançları yasaklamışlar. On yıl sonra İngilizce düşünen ve konuşan tavşanları idare eden valilikler…Yerli halkı yok ederek kurulan sözde güneş batmaz imparatorluk…Kan ve gözyaşı üzerine kurulu.. Bir örnek :

İrlanda, 1852 yılında İngiliz kuşatmasında… Açlık , hastalık … Sultan Abdülmecit’in talimatıyla ,10.000 sterlin para ve bir gemi dolusu gıda , giyim ve sağlık malzemesiyle yola çıkar…İngiltere müdahale eder.1.000 sterlin yardım kaydıyla izin verilir ama gemiye izin yok... Fırtınalı bir gece filikalarla yardım Droghada limanına ulaştırılır. Bu gün bu beldenin bayrağında ve takımı Droghada United’in armasında ay yıldız var . Kardeş takımı Trabzonspor…

Eğer Osmanlı’da bu sömürge ve yok etme siyasetini uygulasaydı Sırplar olmaz ,birinci ve ikinci dünya savaşı çıkmazdı. Sonuçta 60.000.000 milyon insan ölmezdi… Göç ve gözyaşı hikayeleri yazılmazdı… Bu günde hala devam ediyor…

23 Eylül 2025 SIRBİSTAN

Kosova Devleti’ni tanımadıkları için Sırbistan’a Kuzey Makedonya üzerinden geçiyoruz. Belgrat’a yakın bir yerde “Bayburt Dinlenme Tesisleri “n de mola vermek büyük sürpriz oldu. Bir saat moladan sonra Belgrat’tayız. Önce şehir turu sonra Belgrat Kalesi… Bütün görseller Türklere karşı kazanımlar üstüne…Dikkat çeken en önemli özellik Rusya’nın gölgesinde bir devlet…Her gönderde, üstte Rusya altta Sırbistan bayrağı…Üç mimari var…Avusturya-Macaristan imparatorluğu dönemi tarihi şehirler, Tito dönemi fakir sosyal konutlar ve bu gün modern şehirler… Belgrat Kalesi’ni geziyoruz… Savaşların izleri hala canlı. Tika, kaledeki Damat Ali Paşa Türbesini aslına uygun, çok güzel restore etmiş…Tarihçi M. Katunçiçi Belgrat’ta 18 yy’da 250 camiinin olduğunu yazar.Bu gün sadece Bayraklı Camii ayakta kalabilmiş…Sebebi?

Ortadoğu da İsrail neyse Balkanlarda Sırbistan odur… Tarihte yaşanan bütün kaosların müsebbibidir. 1941-1945 yılları arası uğradıkları Katolikleştirme soykırımında nüfusunun %28’ni kaybederken ;1992-1995’te Balkanları yine kan gölüne çevirirler.Bu gün Bosna –Hersek mezarlıklarıyla anılır. Şehitlerin yaş ortalaması 22… Hür dünyanın gözü önünde…Rahmet ve saygıyla…

Balkanlarda , Sırbistan en yüksek suç oranıyla anılıyor.Bir arkadaşımızda AVM’de soyuldu… Çok fakir ve işsiz bir ülke. Sığınakları spor yapmak… Boyları uzun…Ortalama 1.85…Ölüm oranıyla dünyada ilk onda… Duygusal şiddet her şeyin temeli… Bu tabelalara da yansımış… Çok çirkin ve ayıplı heykellerle avunuyorlar… Tek övünç noktaları Büyük mucit Nikola Tesla (1850-1943) ve müzesi…

24 – 25 Eyiül 2025 BOSNA – HERSEK

Belgrat’tan şahane orman yollarından 430 km kat ederek Saraybosna’ya geldik. Yağmurdan dolayı otelimize yerleştik.

Bosna-Hersek Cumhuriyeti 1992’de bağımsızlığını ilan eder . Bunu tanımayan Sırbistan , Hırvatistan ve yandaşları Rusya ,Yunanistan , İtalya ,Fransa,Karadağ’ın desteğiyle asrın soykırımını yaparlar. Sonuçta 320.000 sivil katledilir. Nato Barış Gücü görevinde ki Hollandalılar, kendilerine sığınan binlerce Boşnak’ı, Sırplara teslim ederler ve Srebrenitsa ‘da Gazze gibi insanlık yok olur. İki yüzlü batı “ Keskin nişancı turizmi” başlatır.Vurdukları çocuk başı Sırplara 80.000 Avro verirler…İnsan Hakları beyannamesi’ne imza atanlar !!!

Savaş ve soykırım 21 Kasım 1995 Dayton Anlaşmasıyla biter.Lahey Adalet Divanı süreci başlar. Adalet yerini bulmaz. Soykırımdan sorumlu askerlerine Hollanda madalya verir! Ama çoğu , ya intihar eder ya da, gelip toplu mezar yerlerini gösterirler. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 11 Temmuz’u Srebrenista Soykırımını Anma Günü 0larak kabul eder… Aradan 30 yıl sonra. Saraybosna’dayız.

Sabah turumuza Başçarşı’dan başlıyoruz, Dikkatimizi ilk çeken dükkan tabelaları ; Türkiye’den daha çok Türkçe… Gazi Hüsrev Camisi’ne Sırplar çok zarar vermiş,Tika aslına uygun hale getirmiş, hikayesi olan iki musluktan da su içiyoruz. Çevredeki kurşun izli binalar ve bomba düşen yerler aynen muhafaza ediliyor. Şehitler için yanan “ Sonsuz Ateş Anıtı“n da Bilge Lider, Aliya İzzet Begoviç ve isimsiz kahramanlara dua ediyoruz…

Kardeş Bosnalılar, Çanakkale Harbinde kurdukları : “Curinliye Alayı“ ile büyük destek vermişler. Alayın üç bin askeri şehit olmuş ve halk bu acıyı: “Terazinin darası / Kaşlarının karası, / Beni ondan ayıran, / Çanakkale yarası…“ ağıtıyla hala yaşatıyorlar.

Başçarşı’da öğle yemeği, meşhur bureki yedikten sonra Mostar’a geçiyoruz. Mostar, köprüsüyle meşhur. Köprüyü Hırvatlar savaşta ancak 90 top mermisiyle yıkabilmişler.Tika aslına uygun yeniden inşa etmiş. Ellerinde Türk Bayrağı gençler 50 avroya köprüden geleneksel atlayışı yapıyorlar. Yönetim Hırvatlarda. Köprünün solunda Hırvatlar sağında Boşnaklar yaşıyor. Tarihi bir binada Mostar Başkonsolosluğumuz var. Çarşıyı ve Mehmet Paşa Camisi’ni gezdikten sonra, şehitlikte dua ediyoruz. Şehit Fahir Halil 29 , Şehit Alija Osman 25, şehit Husiç Ömer 18 yaşında şehit olmuş ve mezar taşlarının hepsinde, AY-YILDIZ var …Bahtiyar Vahapzade ne kadar haklı . Onurlarıyla yaşayan Boşnakları, onurları için şehit olan Kınalı Ali’lerini gözyaşları ve dua ile andıktan sonra Blagaj Alperenler Tekkesi’ni ziyaret ediyoruz. Buna Nehri’nin kaynağı yamaçlara inşa edilmiş Sarı Saltuk Türbesi ve müştemilatıdır. Çok güzel manzarası ve ihtişamı var.

Akşama doğru Poçiteli Köyü’ne geçiyoruz. Osmanlı mimarisinin örnekleriyle dolu, muhteşem bir köy. Unesco Dünya Mirası kapsamında korunan Boşnak köyü. Herkes Türkçe biliyor. “Yarımız Bursa , İzmir , Tekirdağ’da” diyorlar. Küçük surlar içinde 11.000 kişinin yaşadığı Boşnak Köyü. 2000 yılında yeniden restore edildi…İbrahim Paşa Camii , kalesi ,hanı ,hamamı çok güzel küllerinden doğmuş.Üç tane okul hala açık…Halkı ikramı çok seviyor. Çarşısı çok canlı. Nevatra nehri , Nil’e , Tuna’ya hasret akıyor.Akşam Medjugorje’de konaklıyoruz. Nüfusu 5000 olan bu köyde Roma Katolik topluluğu yaşıyor. Dünyada ki en önemli Meryem Ana kutsallarından biri . O gece yapılan ayine arkadaşlarımızdan da katılan oldu.

26 Eylül 2025 KARADAĞ

Adriyatik Denizi kıyısında çok küçük bir ülke.Bağımsızlığını 2006 yılında kazanmış.Nüfus 626 000 kişi. Yani Tokat kadar. Türkiye ilk tanıyan ülkelerden biri 182 ülke tanıyor. Ekolojik bir ülke…Yemyeşil… Balkanların en zengin aynı zamanda en tembel ülkesi. Zenginliği turizmden geliyor. Kotor Avrupa’nın Miami’si , Sv.Stefan Monako’su… Kotor, kale şehir. Modern mimari hiç yok.Bütün kiliseler ve evler 16 yüzyıldan kalma.Sokak araları bir metre ve kale kapısından giriliyor. Sveti Stefan ,karaya bağlantılı bir ada. Önceden General Tito yazlık olarak kullanıyormuş...Şimdi otel ve kumarhane.Restorasyonunu bir Türk şirket yapmış. Parasız ziyarete kapalı… Ancak en az yemek yersen girebiliyorsun.

Karadağlılar dünyanın en tembel halkı. Çalışanlar hep yabancı …
Sekiz maddelik tembellik yasaları dahi var :
1-İnsan yorgun doğar, dinlenmek için yaşar.
2-Yatağını kendini öper gibi öp.
3-Geceleri uyumak için gündüz dinlen… Guinness rekorlar kitabına tembellikle giren tek halk. Bu yıl ki rekor 117 saat uyuyan Duda Aleksic’e ait…

Karadağ , Kotor’dan akşam ki Ohrid Gölü’n de yat gezisi yapmak üzere ayrılıyoruz.İşkodra Gölü’nü takip ederek Ohrid’e geldik.İncisiyle dünyada meşhur bir şehir. Oteller villa tarzı.
Hediyelik çarşıyı gezdikten sonra akşama doğru yat gezisini yaptık.Hava soğuk göl dalgalı idi ama iyi bir anı oldu.Ertesi gün Arnavutluk’a gitmek üzere otelimize geçtik…

27 Eylül 2025 ARNAVUTLUK

Balkanların ve Avrupa’nın en eksi milleti Arnavutlar . Bağımsızlığını 1912 yılında kazanmış . Türkiye ve Türkleri çok seviyorlar .Türkçeyi bilen hayli çok . İskender Bey Anıtı ve çevresi Tiran’ın kalbi…

Anıt çevresinde akşam yapacakları Türkçe program için Rabija bizi de davet etti. Teşekkür ederek Ethem Bey Camisini ziyaret ettik. Ülke genelinde çoğu Osmanlı mirası 1.000 camii ibadete açık. Tika hep restore etmiş… Tiran’da orta ölçekli AVM’leri çok canlı ve ağırlık Türk Malı…

Arnavut kelimesi farsça ; Arnavutluktan göç edip geri dönmeyen kahraman anlamını taşıyor.Asıl ismi : Albania. Yurt dışında yaşayan Arnavut nüfus ülkelerinde yaşayanlardan daha fazla…
Geçim kaynağı yurt dışında çalışan gençlerin gönderdikleri … Orta düzey tarıma dayalı ekonomi var. Dikkat çeken bir hususta Almanya markalı lüks araçlar. Gülerek bunların %10’u alıntı , gerisi avrupadan çalıntı diyorlar.

Çalınan her şey Arnavutluk üzerinden dağıtılıyor . Bu durumu da Arnavut Mafyasını , ABD liste başı yapıyor. Kara para , göçmen ticareti , organ nakli , uyuşturucu vs.
Arnavutça’da 4.000 Türkçe kelime hala yaşıyor .Enver Hoca’nın yasakları etkili olmamış.
Bakır- baker , kalay-kallaj ,dayak- dajak , dolap-dollap , pamuk- pambuku vs…
Sırbistan en büyük tehdit. Bunun içinde Nato dahil bütün uluslararası kuruluşlara üye olmuşlar… Sabah Ohrid’e geçeceğiz.

28 Eylül 2025 KUZEY MAKEDONYA

Balkanların en huzurlu ülkesi. Bağımsızlığını 1991 yılında kazanmış… Türkleri çok seviyorlar. Dindar bir ülke …Nüfus 2.000.000 civarında. 1500 kilise 500 cami ibadete açık. Başkenti Üsküp çok tarihi bir Osmanlı şehri… Halkı çok çalışkan. Her yer şantiye…

Ulu Önder Atatürk’ümüzün okuduğu Manastır Askeri İdadisi bu topraklarda bu gün müze. Mezuniyetinin 125 yılı dolayısıyla anma töreni yapılmış. Ayrıca daha öncede belirttik Yahya Kemal Üsküp doğumlu. Adına beş tane : “ Özel Yahya Kemal Koleji “ açılmış… Makedoncada 1749 Türkçe kelime hala kullanılıyor. Haber-aber , ağır-aar, acele-acele ,acemi-acamiya, acayip-acaip vs.gibi…

Ohrid’den Tetova ( Kalkandelen) ‘ya geçiyoruz. Alaca Camii… Hurşide ve Menşure kardeşlerin çeyiz paralarıyla 15 yy’da yapılmış bir şaheser… İçi ve dışı borok mimari süslemelerle yapılmış, bir dünya harikası... Ohrid-Üsküp arası 178 km. Dikkat çeken husus yollarda polis ,jandarma ,radar hiç yok. Ölümlü kaza olan yerlere mermer anıt yapmışlar çiçekleri çok canlı… On yıllar içinde beş kaza olmuş… Ulusal disipline ve kurallara çok bağlılar…

Tetova’dan Üsküp’e hava alanına geçiyoruz. Hava alanını Priştine gibi bir Türk şirketi işletiyor.
Uçağımız 13.45 ‘te kalktı… İstanbul’a 15.10 da indik…
Böylece bir geziyi de Sayın Coşkun Demirçelik’e teşekkür ederek, sağlıkla bitirdik…
Nazım Hikmet diyor ya: “En güzel günlerimiz / Henüz yaşamadıklarımız…”
Biz de ilk atandıkları köye at sırtında, kamyon kasasında giden fedakar; Atatürkçü ışık ordusunun neferleri olarak bu gün Köprülü Kanyon’da rafting , Göynük Kanyonu’nda bot Gezisi, Ohrid Gölü’n de yat gezisi yaparak en güzel günlerimizi yaşıyoruz.

Henüz yaşamadığımız günlere soyadları ayrı kardeşlerle buluşmak ne güzel olur….

NE GÜZEL OLUR
NE GÜZEL OLUR…

Cafer AKIN - 19 Ekim 2025