VAHŞİ BATININ HAZIRLADIĞI SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI ÜSTÜNE...
Niksar’da sel alarmı: Dereler taştı, araziler suya gömüldü

DOKUZ YÜZ ADIMDA DOKUZYÜZ YILLIK ŞAHESERLERDEN, İKİ YÜZ PATLAYICI İLE YOK ETTİĞİMİZ TAHTA KALE HAMAMI ÜSTÜNE... - Cafer AKIN - 08 Nisan 2026
Efendim, Ord. Prof. Dr Ahmet Süheyl Ünver (1898-1986), Prof. Dr. Halil İnalcık (1916-2026) ve öğrencisi: Prof. Dr. İlbey Ortaylı (1947-2026) Türk sanat ve tarihine adanmış üç abide... Allah rahmet eylesin… Gerçekleri hep onlardan öğrendik. Melih Aşık: “İlber dostum” için: ”Tarih öğretmenliğine en büyük katkısı Osmanlı ile Cumhuriyet dönemlerini barıştırması olmuştur.” der.
Dostlarım, Ahmet Süheyl Ünver 1962 yılında Tokat’a gelir. Der ki: “Bir bir, yer yer dolaşarak gördüğüm eski eserler hakkında intibalarımı size söyleyeyim. İstanbul’ da, Konya’da, Bursa’da, Edirne’de bulunmayan en güzel eserler inanın bana Tokat’ta. Tokat meğerse ne imiş. Anadolu’da en çok abidesi olan bir şehir. Selçuklularla Osmanlılar adeta yarışa girmişler. Her biri daha fazla eser bırakmak üzere çalışmışlar. Doğrusu bunları sayamadım. Tokat nüfusu ne kadarsa eski eser sayısı o kadar çok. Bu kadar yıldır orasını millileştirmiş ve ruhumuzu aşılamış…”
Ah dostlarım, İlber Hocam: ”Tarihi sadece kronoloji sananlar, tarihin ruhunu anlayamazlar.” der. Biz de anlayamadığımız için korumak yerine, yurt genelinde binlerce hafızayı yok etmeyi, yıkmayı tercih ettik.

Sulu sokak, Ali Paşa külliyesine dokuz yüz adım. Çok sular Sokak’ta dört lüleden Çördük suyundan beslenen Aksu akar… Deremahalle'den evden eve gezip çeşmelere, şadırvanlara ve Sultan, Paşa, Mustafa ve en son Tahta Kale Hamamı’na oradan da Kolordu Çeşmesi’nde akar akar. Aksu hem bedenleri hem de ruhları ak eder.
Yıl 1932… 8. Kolordu Komutanı Abdullah Paşa, karargah alanını genişletme düşüncesiyle aynı adada bulunan Tahta Kale Hamamı’nı ve yanında metruk bulunan kiliseyi yıkma kararını aldırır. Halbuki sol tarafta bulunan Sultan Hamamı arkası boş ve amaca uygundur.

8. Kolordu 1912 yılında Kudüs’te kurulmuş olup bölgede büyük kahramanlıklar göstermiş şanlı ordumuzdur. Al sancağı gururla gönderdedir. Bugün kanayan yara Filistin’de, Suriye’de...
İngilizlere, Fransızlara ve yerel hainlere karşı bölge halkını korumuş anlaşma gereği bölgeden çekilip önce Tokat’ta, Şimdi de Elazığ’da vatanı koruma görevi devam etmektedir. Tokatlı hala Sulu sokak’ta ki bütün mahallelere Kışla, Askerlik Şubesi’nin olduğu yere Kolordu der.

Tahta Kale Hamamı’nı 1485 yılında Firuz Bey (? - 1512 ) -Bazı kaynaklarda Firuz Ağa- yaptırmıştır. Firuz Bey, Başta İstanbul olmak üzere vatanımızda onlarca imaretin banisidir. Kesme taş ve moloz taştan iki kubbeli olarak yapılmıştır. Kadınlar ve erkekler tarafı ayrı olup kırk kurnalıdır. Üzeri ahşap ve kiremit örtülüdür. Bu ahşap dokudan dolayı bu adı almıştır. Evliya Çelebi hamam için: “Gayet kalabalık ve eski hamamdır.” ifadesini kullanır.
Yapıda sekizgen Selçuklu izleri görülür. Kitabesi imparatorluk ruhunu yansıtır:
”İhtişamlı denizlerin ve karaların sahibi ebu’n nasr
Milletlerin ve mülkün sahibi İran Şahı Bayezid
Saray Hazinedarlarının arasında en aciz olan Firuz
Sultan Hazretlerinin kulları arasında en küçük kul
Suyu letafeti öyle bir hamam inşa etti ki
Bunu gören ab-ı hayat çeşmesi zulmet vadisine gizlendi
hicrette 894 sene geçtiğinde süphan olan Allah yardım edince tamamlandı Ketebehi aheni…”

Yıkım bir ay sürer. Ne yazık ki 447 yıllık şaheser 1912 tarihli “Muhafaza-i Abidat Nizamnamesi” -Anıtları Koruma Tüzüğü-ne rağmen; 200 dinamitle zar zor yıkılır. Nadide 720 mermeri ve sökülen müştemilatı ihale ile satılır. Kalan temeller Atatürk Lisesi’nin yıkılmasıyla tekrar ortaya çıkar.
Doksan dört yıl sonra, yeniden yapılsa ne güzel olur.
Müzede bulunan kitabenin hasreti bitse ne güzel olur…

Kitabeyi koruma altına alan, müze görevlileri Fahri olarak çalışan Halis Cinlioğlu’nu, amatörce müze defterini tutan Besim Karagülle’yi, Nuri Savuran’ı, Birsen Özcan’ı rahmetle anıyorum.
Tahta Kale Hamamı’nı akademik olarak ele alan, Tokat merkezde ki yedi müzeden biri olan, Şehir Müzesi kreatörü kadim dostum Hasan Erdem’e, Ali Açıkel’e, Alpaslan Demir’e, Yasin Dündar’a, Nurhan Baş Durmaz’a, Çiğdem Bilgen’e ve müze defterini günümüze kazandıran Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Koç Üniversitesi’ne şükranlarımı arz ediyorum.
♥ Bugün çoğu kamuya ait Tahta Kale Hamamı ve çevresi park ve sosyal toplanma alanı olarak yapılsa ne güzel olur.
♥ Yeniden ihya olacak hamam; çevre çocuklarına hizmet verecek kütüphane, kültür ve gençlik merkezi, oyun ve tasarım atölyesi olarak kazandırılsa ne güzel olur.
♥ Hani İlber Hocam diyor ya: ”Tarihini bilmeyen bir millet, başkalarının yazdığı tarihi kabullenmeye mahkumdur.” Neslimiz bu mahkumiyeti yaşamasa ne güzel olur.
♥ Merkezi ve yerel yönetimler; milli tarih, sanat ve kültür politikalarını güncel tutsalar ne güzel olur.
♥ Suyu, su kültürünü, onlarca tarihi eserin bulunduğu Sulu Sokak’ı turizmin ve gezi kültürünün merkezi yapsalar ne güzel olur…
♥ Tahta Kale Hamamı ve kaybolmaya yüz tutmuş eserlerde küllerinden yeniden doğsa ne güzel olur…
Amacımız ve idealimiz; Ahmet Süheyl Ünver’in belirttiği tarihi değerleri ve milli kimliğimizi, yaşamak ve yaşatmak olsa ne güzel olur…
NE GÜZEL OLUR…
NE GÜZEL OLUR…
Cafer AKIN - 08 Nisan 2026